Google

« Önceki | Sonraki »

5/4/2007

folik asit

arkadaşımın bebeği olacak ve onun sorularına cevap ve sizlere dekaynak olabilecek birşeyler yayınlamak istiyorum...

Bu B grubu suda çözünen vitamin çoğu zaman folik asit ya da folat olarak adlandırılır. Oysa bu iki terim birbirinden farklıdır.Folik asit viatminin en stabil formunu belirtir ve besin maddelerinde nadiren bulunur. Folik asit vitaminin ilaçlarda ve işlenmiş besinlerde bulunan formudur. Folat ise doğal maddelerde bulunan şeklidir.

Folat ya da folik asit vücutta özellikle DNA yapımında rol alır. Bunun yanısıra bazı amino asitlerin metabolizmasında da rol aldığı bilinmektedir.

Bazı durumlarda vücutta folat eksikliği ortaya çıkabilir. Bu durumların en iyi bilineni alkolizmdir. Alkol folatın emilimini engelleyerek eksikliğe yol açar. Besinler yolu ile yetersiz alınması da bir diğer eksiklik nedenidir. Hamilelik ya da kanser gibi hücre bölünme hızının yüksek olduğu durumlarda da vücudun folata olan gereksinimi artacağından eksiklik görülebilir.

Belirtileri
Erken dönemde fazla belirti ve yakınma olmaz. En erken bulgu kan homosistein düzeylerinde saptanan artıştır. Folat eksikliğine en çabuk tepki veren hücreler en hızlı bölünen hücrelerdir. Folat düzeyi azaldığında kemik iliğinde hücre bölünmesi bozulur ve az sayıda ama dev boyutta kan hücreleri üretilir. Bu durumun sonucu bir kansızlık türü olan megaloblastik anemi adı verilen tablodur. Bu hücrelerin oksijen taşıma kapasitesi azaldığı için kansızlığın tipik yakınmaları olan halsizlik, yorgunluk, çarpıntı gibi belirtiler ortaya çıkar.

Fetal büyüme ve gelişme hızlı hücre bölünmesi ile karakterize bir dönemdir.DNA ve RNA üretimindeki krıtik rolü nedeniyle bu dönemde yeterli folat alımı son derece önemlidir. Yapılan araştırmalar hamilelikte yeterli miktarda folik asit alımının bebekte merkezi sinir sitemi anomalileri görülme olasılığını anlamlı ölçüde azaltığını göstermektedir. Nöral tüp defekti adı verilen bu merkezi sinir sistemi anomalileri değişik şekillerde ve derecelerde görülebilir. En basit formu olan spina bifida da omurgada küçük bir açıklık varken en ileri form olan anensefalide bebeğin kafatası ve beyni gelişmez.

Nöral tüp defektleri döllenme sonrası 21 ve 27. günler arasında ortaya çıkmaktadır. Bu dönemde kadınların önemli bir kısmı hamile olduklarını fark etmeyebilirler. Folik asit desteği alınmadığında nöral tüp defekti görülme olasılığı 2000 doğumda 1 civarındadır. Folik asit desteği ile bu oran %50 oranında azaltılabilir. Bu etkinin ortaya çıkması için hamile kalmadan 1 ay önce folik asit kullanmaya başlanması gereklidir. Ayrıca yarık damak ve bazı kap defekteleri gibi anomalilerin de folat alımındaki azlığa bağlı olduğu ileri sürülmektedir.

Amerikan Halk Sağlığı dairesi ve diğer ilgili kuruluşlar hamile kalma potansiyeli olan her kadının mutlaka folik asit desteği alması ve folik asit ilaçları kullanmasını önermektedir. Bununla birlikte ABD'de hamile kadınların yalnızca yarısı bu öneriye uymaktadır. Bu nedenle ABD'de bazı besin maddelerinin folik asit açısından zenginleştirilmesi gündeme gelmiştir. Ülkemiz için durum çok daha kötüdür. Hamilelerin önemli bir kısmı hamile kalmadan önce danışmanlık almadığı için konudan habersizdir.

Yeterli folat düzeyinin bazı kalp ve ekstremite anomalilerini de azaltacağı ileri sürülmektedir. Ancak bu konuda yeterli kanıt yoktur. Bazı başka çalışmalarda ise yetersiz folat alımının erken doğum, düşük doğum ağırlığı ve plasentanın erken ayrılmasına neden olabileceği gösterilmiştir. Bu nedenle nöral tüp defekti gelişme riski ortadan kalktıktan sonra da folik asit kullanmaya devam edilmelidir.

Nelerde bulunur ?
Pek çok besin maddesi folik asit içerir. Bunlar:

  • Portakal,mandalina, greyfurt gibi narenciye
  • Kavun, karpuz
  • Fasülye
  • Brokoli ve ıspanak gibi yeşil sebzeler
  • Fındık
  • Karaciğerdir

Günümüzde marketlerde satılan bazı gıda maddeleri folik asit açısından zenginleştirilmiştir. Folik asit gereksinimi ayrıca multivitamin preparatları olan ilaçlar yolu ile de alınabilir. Bazı besin maddelerinin folik asit içeriği şöyledir.

Besin Posiyon Folat (mcg)
Portakal suyu 1 Bardak 82
Ispanak 1 porsiyon 131
Kuşkonmaz 1 porsiyon 131
Mercimek 1 porsiyon 179
Fasülye 1 porsiyon 141
Ekmek (beyaz) 1 dilim 20

Ne kadar alınmalıdır?
12 yaşından başlayarak hem erkek hem de kadın için günlük folik asit ihtiyacı 0.4 miligramdır. Bu özellikle doğurganlık çağındaki kadınlarda önemlidir. Hamile kadınların günde 400-800 mikrogram folik asit alması gereklidir.

Herhangi bir toksik etkisi olmamasına rağmen günlük 1 miligramdan fazla folik asit alınması önerilmez.

kaynak:www.mumcu.com

3/4/2007

allerji

Alerjik Hastaların Uyması Gereken Kurallar

     Küfler (mantarlar) ve ev tozu akarları nemli ortamlarda kolayca ürediklerinden, eviniz güneş görmeli, rutubetsiz ve aydınlık olmalıdır.
     Odanızda toz tutulmasına neden olabilecek fazla eşya bulundurmayınız.
     Yün ve kuş tüyü ile doldurulmuş minder, yastık, yorgan ve yatakları kesinlikle kullanmayınız. Battaniyelere çift nevresim kılıf geçiriniz.
     Temizlik sırasında hasta odada bulunmamalıdır.
     Sadece hastanın yanında değil, evin hiçbir yerinde sigara içmeyiniz. Yatak odasında süs bitkisi bulundurmayın.
     Çamaşır suyu ve yağlı boya kokusu olan yerlerden hemen uzaklaşınız. Parfüm, oda ve saç spreylerini, sprey deodorantlarını kullanmayınız.
     Boyalı ve katkılı maddeli gıdaların şikayetlerinizi arttırabileceğini unutmayınız.
     Grip, sinüzit gibi üst solunum yolu enfeksiyonları sırasında şikayetleriniz artabileceğinden, önceden tedbirinizi alınız.
     Aspirin, Apanax (Aprol, Naprosyn, İnaprol) gibi ilaçları kullanmayınız.
    Havalandırma cihazı (air condition) ve buhar makineleri kullanmayınız.
Alerjik hastaların tedavisinde alınacak en iyi sonuçların uzun süreli dikkatli bir takip, sabır, titizlik ve iyi bir hasta - hekim ilişkisi sonucunda gerçekleşeceğini  unutmayınız.
 

Bu site ve Ankara Tabip Odası işbirliğiyle hazırlanmaktadır.

2/4/2007

ALLERJİ NEDİR

 

Allerji kelimesi Yunanca'da diğer anlamına gelen "allos"'dan köken alır.

Bu terim bağışıklık sistemi içindeki herhangi bir "değişmiş reaksiyon"u tanımlamaktadır.

 Allerji, normalde zararsız olan maddelere karşı anormal ve zararlı bağışıklık sistemi cevapları vermektir.

Bu karmaşık cümle ne anlama gelir?

Bir örnekle açıklayalım: Bitki polenleri normalde insanlar için zararlı olmayan taneciklerdir.

Ancak bazı kişilerde polenlere maruziyet nezle şikayetlerinin ortaya çıkmasına neden olur.

Bu olay “allerji”, böyle kişiler de “atopik bünyeli” olarak adlandırılmaktadır.

Atopi; normalde zararsız olan maddelere karşı, “İmmunglobulin E” adı verilen bağışıklık

sistemi maddelerinin aşırı miktarda yapılması özelliğidir.

Bu özellik genetik olarak kazanılmaktadır. Diğer bir deyişle atopik bünyeli bir kişi,

 allerjik hastalık gelişimine neden olan bu özelliğini anne ya da babasından geçen genlerle almaktadır.

 Kişinin allerjik olup olmaması sadece genetik faktörlere bağlı değildir.

Kalıtıma ek olarak “çevre”nin de allerji gelişiminde önemli bir rol oynadığı görülmektedir.

 Tek yumurta ikizleriyle ilgili çalışmalar bu "genetik olmayan" faktörlerin güçlü

 rolünü çok iyi ortaya koymaktadır.

Genetik yapılarının aynı olmasına rağmen tek yumurta ikizlerinin sadece % 25-50'sinde

aynı allerjiler veya aynı allerjik hastalıklar gözlenmektedir.

Belli bir zaman süresince belli bir allerjenle yüksek düzeyde karşılaşan

bir kişinin o allerjene karşı duyarlılık kazanma şansı, daha az karşılaşan kişiye göre daha fazladır.

Örneğin, erken yaşlarda yüksek miktarda ev tozu akarıyla karşılaşmanın,

daha sonra ev tozu akarına allerjik olma riskini dramatik olarak arttırdığı kesin olarak gösterilmiştir.

Ayrıca, özellikle sigara dumanı başta olmak üzere bazı irritanlara maruziyet

 allerjenlere duyarlılaşmada önemli rol oynamaktadır.

 

 

 

 

 

 

22/3/2007

AKNE

AKNE NEDİR

 

Genel olarak 'sivilce' adıyla bildiğimiz akne en sık rastlanan cilt problemidir. Her 100 yetişkinin 85'inin hayatının bir döneminde geçip gider, 15'inde ise tedavisi güç bir hal alır.

Akne derimizde bulunan yağ bezlerinin bir hastalığıdır, normalde bu bezlerin salgıladığı yağın deri yüzeyine çıkarak atılması gerekir. Ancak ergenlikdöneminde yağ bezi daha fazla yağ salgılar, bu yağın deri yüzeyine geçişini sağlayan kanal yoğunlaşmış bir yağ kütlesi nedeniyle tıkanır. Aknenin temel nedeni bu tıkanmadır.

Bu tıkaç doğal bir boya nedeniyle (kirden değil!) siyahlaşır ve cildimizde zaman zaman gördüğümüz ve sıkmaya çalıştığımız siyah noktalar (komedon) oluşur. Ancak tek neden bu değildir.

Derimizde ne kadar temizlesek de birçok bakteri bulunur.Bu bakteriler yağ bezlerinin tıkalı olan kanallarından içeri girerek hem varlıklarıyla hem de ortaya çıkardıkları birtakım kimyasal maddeler nedeniyle tıkanmış olan yağ bezinde bir iltihaba (enflamasyon) yol açarlar.

 

AKNENİN GENEL GÖRÜNTÜSÜ NASILDIR?

 

Akne sadece kızarık şişliklerden (papül) oluşmaz, siyah noktalar (açık komedon), beyaz noktalar (kapalı komedon), içi cerahatle dolu küçük şişlikler (püstül) kistler ve içinde sert bir cisim olduğu izlenimini veren modüller vardır. Nodüller ve kistler iyileşmeleri esnasında bazen yara izi (skar) bırakabilirler.

Bu yara izlerinin ortaya çıkmasını engellemek akne tedavisinin önemli amaçlarından biridir, çünkü skar tedavisi akne tedavisinden çok daha zordur. Akne, yağ bezlerinin sıklıkla bulunduğu bölgelerde, yani yalnız yüzde değil aynı zamanda göğüs ve sırtta da olabilir. Akne problemi olanların birçoğunun ortak özelliği ciltlerindeki yağ oranının hayli yüksek oluşudur

 

HANGİ TEDAVİ?

 

Ergenlik çağında görülen sivilceler (fizyolojik akne) genellikle topikal (harici) tedaviye yanıt verirler. Ancak topikal tedavi tek başına yeterli olmazsa yerine oral bir antibiyotik verilebilir veya her ikisi birden uygulanabilir. Antibiyotik tedavisinde amaç akneye neden olan bakterilerin sayısını azaltmak ve bunların neden olduğu iltihabı (enflamasyon) ortadan kaldırmaktır.

Yağ bezleri seks hormonlarının kontrolündedir; bu nedenle akne genellikle ergenlik döneminde ortaya çıkar. Bu hormonlar yağ bezlerini uyrarak daha fazla yağ salgılamasına neden olurlar. Ergenlik döneminde hem genç kızlarda hem de genç erkeklerde fazla miktarda üretilirler. Bu durum erkekler için tamamen normaldir, ancak nadir olarak genç kızlarda ve kadınlarda hormon tedavisi uygulanmasını gerektirecek ölçüde hormon dengesizliği olabilir. Hem hormon dengesizliğine neden olan faktörleri ortadan kaldırmak hem de akne ile birlikte görülebilecek kıllanma ve benzeri diğer şikayetleri ortadan kaldırmak için bu bayan hastalara hormon tedavisi uygulamak gerekebilir, buna hekim karar verecektir.

 

 

15/3/2007

ALLERJİ

Genel Bilgiler: ALLERJİ NEDİR ?

Allerji kelimesi Yunanca'da diğer anlamına gelen "allos"'dan köken alır.

Bu terim bağışıklık sistemi içindeki herhangi bir "değişmiş reaksiyon"u tanımlamaktadır. Allerji, normalde zararsız olan maddelere karşı anormal ve zararlı bağışıklık sistemi cevapları vermektir.

Bu karmaşık cümle ne anlama gelir? Bir örnekle açıklayalım: Bitki polenleri normalde insanlar için zararlı olmayan taneciklerdir. Ancak bazı kişilerde polenlere maruziyet nezle şikayetlerinin ortaya çıkmasına neden olur. Bu olay “allerji”, böyle kişiler de “atopik bünyeli” olarak adlandırılmaktadır.

Atopi; normalde zararsız olan maddelere karşı, “İmmunglobulin E” adı verilen bağışıklık sistemi maddelerinin aşırı miktarda yapılması özelliğidir.

Bu özellik genetik olarak kazanılmaktadır. Diğer bir deyişle atopik bünyeli bir kişi, allerjik hastalık gelişimine neden olan bu özelliğini anne ya da babasından geçen genlerle almaktadır. Kişinin allerjik olup olmaması sadece genetik faktörlere bağlı değildir. Kalıtıma ek olarak “çevre”nin de allerji gelişiminde önemli bir rol oynadığı görülmektedir. Tek yumurta ikizleriyle ilgili çalışmalar bu "genetik olmayan" faktörlerin güçlü rolünü çok iyi ortaya koymaktadır. Genetik yapılarının aynı olmasına rağmen tek yumurta ikizlerinin sadece % 25-50'sinde aynı allerjiler veya aynı allerjik hastalıklar gözlenmektedir.

Belli bir zaman süresince belli bir allerjenle yüksek düzeyde karşılaşan bir kişinin o allerjene karşı duyarlılık kazanma şansı, daha az karşılaşan kişiye göre daha fazladır. Örneğin, erken yaşlarda yüksek miktarda ev tozu akarıyla karşılaşmanın, daha sonra ev tozu akarına allerjik olma riskini dramatik olarak arttırdığı kesin olarak gösterilmiştir.

Ayrıca, özellikle sigara dumanı başta olmak üzere bazı irritanlara maruziyet allerjenlere duyarlılaşmada önemli rol oynamaktadır.


Genel Bilgiler: ALLERJİK HASTALIKLAR

ALLERJİK HASTALIKLAR NASIL OLUŞUR ?

Vücudumuzu hastalıklardan koruyan bağışıklık sistemi bazı kişilerde, normalde zararlı olmayan maddelere karşı da reaksiyon gösterebilir.

Atopik yani "allerjik bünyeye sahip" kişilerde, allerjenlerle bağışıklık sisteminin tekrarlayan karşılaşmaları sonucunda, allerjenlere karşı IgE tipinde antikorlar oluşur.

Bu sürece "duyarlılaşma" denir. Duyarlılaşma süreci tamamlandıktan sonra, allerjenle her temas sonrasında, kısa süre içinde kişide allerjik hastalık bulguları ortaya çıkar.

Bu olaylar mast hücresi ve bazofiller adı verilen ve üzerinde allerjene özel IgE antikoru taşıyan bir grup hücrenin salgıladığı mediatörler aracılığı ile gelişmektedir.

Bu mediatörlerin (başta histamin olmak üzere bir grup biokimyasal madde) etkisi ile hedef organlara ait (gözler, burun, solunum yolları gibi) allerji bulguları ortaya çıkar.

ALLERJİK HASTALIK BULGULARI NELERDİR ?

Deride

Ürtiker : Değişik büyüklüklerde olan kaşıntılı kabarıklıklardır. “Kurdeşen” veya “dabaz” olarak ta adlandırılır. (ayrıntılı bilgi için)

Anjioödem: Derinin alt tabakalarında sıvı birikmesi yani ödem ile ortaya çıkan şişliklerdir. Genellikle yüz, göz kapakları, dudaklar ve genital bölgede oluşur. (ayrıntılı bilgi için)

Göz ve üst solunum yollarında

Gözlerde kızarıklık ve kaşıntı,

Burun tıkanıklığı ya da burun akıntısı,

Burunda kaşıntı ve hapşırma.

Alt solunum yollarında

Solunum zorluğu,

Hışırtılı solunum (vizing),

Öksürük.

Kalp ve damar sisteminde

Çarpıntı (nabız sayısında artma),

Tansiyon düşüklüğü.

Mide-barsak sisteminde

Bulantı – kusma,

Karın ağrısı ya da karın krampları.

Sinir sisteminde

Şuur bulanıklığı,

Bayılma

Anafilaksi (allerjik şok)

Nadir de olsa tüm sistemlere ait bu bulguların hepsi birarada görülebilir ve anafilaksi olarak adlandırılır. Allerjik reaksiyonların  en ağır şeklidir.

 

 

 

 

ALLERJİK HASTALIKLAR NELERDİR ?

Allerjiyi başlatan mekanizmalar genellikle aynı olmakla birlikte, etkilenen organa göre değişen klinik bulgular ortaya çıkar. Allerjik hastalıklar ortaya çıkan bulgulara ve etkilenen doku ve organ sistemine göre adlandırılır.

Sık görülen allerjik hastalıklar şunlardır:

Allerjik rinit

Allerjik konjunktivit

Astım (bronşiyal astma)

Gıda allerjisiLateks allerjisi

İlaç allerjisi

Arı allerjisi

Atopik dermatit

Ürtiker ve anjioödem

Genel Bilgiler: ALLERJİK HASTALIKLARDA TEDAVİ PRENSİPLERİ

..

ELİMİNASYON (Allerjenlerden Korunma)

Hastanın duyarlı olduğu allerjenlerle temasını önlemektir.

Bu konu çok önemlidir. Çünkü birçok allerjik hastalıkta şikayetler genellikle allerjenle teması takiben gelişmektedir. Buradan "basit" fakat "çok önemli" bir sonuç çıkar: Allerjenle temas yoksa aktif hastalık bulguları olmayacaktır!

ÖRNEK 1 : Akarlara bağlı "allerjik riniti" olan bir hastanın evinde akarlara maruziyeti önleyecek yöntemleri uygulaması allerjik rinit şikayetlerini de önleyecektir.

ÖRNEK 2 : Gıda allerjilerinin tek tedavisi hastanın allerjisi olan gıdaları yememesidir. Aynı şekilde, ilaç allerjilerinde de en etkili tedavi yöntemi allerjiden sorumlu ilacın alınmamasıdır.

ÖRNEK 3 : Arı allerji olan bir hastanın arı tarafından sokulmasını engelleyecek tedbirler alması da bir eliminasyon tedavisidir.

FARMAKOTERAPİ (İlaçlarla Tedavi)

Hastalık belirti ve bulgularını ilaçlarla kontrol altına almak, tedavi etmektir.

ÖRNEK 1 : Ürtiker (kurdeşen) şikayetlerinin antihistaminler ile giderilmesi.

ÖRNEK 2 : Astımlı hastalarda kısa ve uzun etkili bronş genişletici ilaçlar ve kortikosteroidler ile şikayetlerin kontrol altına alınması ve atakların önlenmesi.

İMMÜNOTERAPİ

Aşı tedavisi olarak bilinir. Hastanın duyarlı olduğu allerjenlerin gittikçe artan dozlarda enjekte edilmesidir. Amaç, allerjenlere karşı tolerans geliştirmek ve hastanın allerjik olduğu maddelerle karşılaştığında allerjik reaksiyon oluşturmasını önlemektir.

(AYRINTILI BİLGİ İMMUNOTERAPİ SAYFASINDADIR)


webden alıntıdır

 


Kategorilerim

Tak Takistir Haziran 2007 Etkinliği Image Hosted by ImageShack.us

Bağlantılarım

Blogcu ile yapıldı