Google

« Önceki |

10/6/2007

sağlıklı saçlar

Muhteşem saçlar için 7 altın kural
Sağlıklı saçlara sahip olmayı herkes ister. Peki ama güzel ve parlak saçlara nasıl sahip olunur?

Muhteşem saçlar için 7 altın kural
 
 


Uzmanlar sağlıklı saçlara sahip olmak için, sağlıklı, dengeli ve doğru beslenmek gerektiği

görüşünde birleşirken, her gün yıkananan saçların yıprandığının da altını çizdiler.



İşte sağlıklı saçlara sahip olmak için gerekli olan kurallar:

KURAL 1

Saç sadece kökünden beslenir. Bu kural hiç unutulmamalıdır. Dışarıdan lokal olarak

 uygulanan preparatlar, saçlarımıza sağlık getirmez. Bu tür uygulamalar, saçların

yıpranmış görüntüsüne, kısa süreli değişmeler dışında yarar sağlamaz.

 Saçlarımız için gerekli olan besin maddeleri, saçlarımıza, sadece kan yoluyla ulaşabilir.

Yeterli protein, demir, çinko, biotin ve folik asit içeren beslenme şekli, saçlarımız için çok

önemlidir

KURAL 2
Saç boyası, renk açıcılar, jöle ve köpük gibi kimyasal maddelerin günümüzde

çok sık kullanılıyor. Bu maddeler doğru kullanıldığında, nadiren saçlara zarar verir.

Çok sık ve uzun süreli uygulamalar, saçların zaman içinde zayıflamasına ve

kırılmalara sebep olur. Sık şampuanlama saçların yıpranmasına sebep olur.

 Gün aşırı yıkama, saç sağlığı açısından uygun gözükmektedir.

KURAL 3
Saçlar ıslak iken daha kırılgandır. Islak saçlar yumuşak havlularla ve düşük

ayarlı kurutma makineleriyle kurutulmalıdır.

KURAL 4
Aynı şekilde kaba ve sert fırçalama, saçların çabuk yıpranmasına ve mat

 görünmelerine neden olmaktadır.

KURAL 5
Kimyasal içeriği az olan bakım ürünleri kullanmalıyız. Örneğin ammoniyum

lauryl sülfat ya da silikon içeren ürünler, saçlarımızı aşırı kurutarak daha kolay kırılmalarına yol açmaktadır.

KURAL 6
Sıkı toplanmış saçlar, at kuyrukları, topuzlar ve örgüler saçların köklerini

zayıflatmaktadır. Özellikle alnın yan kısmındaki saç dökülmelerinden, sıkı ve gergin

 toplamalar sorumludur" diye konuştu.

KURAL 7
Saç sağlığı için en önemli olan diyetin içeriğidir. Protein açısından yetersiz diyetler,

saç köklerini dinlenme dönemine sokarak, proteinden tasarruf etme yoluna gider.

 Bu ağır diyetleri takiben 2-3 ay içinde yaygın saç dökülmesi görülebilir.

Kaynak: www.internethaber.com

7/6/2007

gardropların olmazları...

 

* İyi kesimli klasik siyah krep yada gabardin pantolon.

 

* Siyah gabardin ceket. Aslında pantolonunuzla takım olması ve bu takımın pantolon-etek- ceket

üçlü takım olması şahane olur. Farklı farklı giyersiniz.

 

* Lacivert blazer ceket. Bugünlerde bulması pek zor. Ama jean pantolonla, açık renk

kanvas pantolonla ve beyaz gömlekle kombinlediğinizda çok şık olur.

 

* Siyah şık elbise... Moda da “little black dress” diye geçer Bir tane siyah şık elbiseniz olsun.

Bir broş, bir inci kolye, incecik şık bir kemer, küçük siyah

eldivenler... Yani ufacık bir aksesuar sizi siyah elbiseyle çok şık gösterir.

 

* Kalsik siyah, topuklu, burnu kapalı, ayakkabıcıların “gova” dedikleri ayakkabı. Bir tane de süet,

saten gibi bir materyalden “stilletto” diye tabir edilen yüksek, ince topuklu, dekolte ayakkabı.

 

 

* Siyah küçük süet ya da saten gece çantası.

 

* Bir siyah, bir kahve ya da taba deri çanta günlük kullanım için.

 

* Şık siyah manto.

 

* Klasik güzel yıkamalı bir jean pantolon.

 

* Şık bir yürüyüş ayakkabısı mutlaka olmalı. ...

 

* Beyaz ve siyah tişörtler... Hemen her yerde var.

 

* Siyah balıkçı yaka ve “V” yaka kazak. Kaşmir alırsanız yıllarca giyersiniz. Yıkandıkça güzelleşir,

asla eskimez. Kaşmire verdiğniz paraya acımayın. Eğer kaliteli ve  

kaşmir  yüzdesi gerçekten fazla olan bir ürünse, soğuk suyla, şampuanla elde yıkayıp,

sıkmadan havlu üzerinde kurutursanız 30 yıl giyersiniz. Yani kızınız ve torununuzda giyer.

 

* Beyaz gömlek... Buldukça alın. İster takım içine giyip işe gidin, ister jean pantolonla giyip

haftasonu şıklığınızı yaratın, beyaz gömlek gardrobun olmazsa olmazıdır.

 

* Kış aylarında haftasonları ve yürüyüşte giymek için bir iki tane polar üst ve eşofman altı.

* Siyah güneş gözlüğü.

 

* Şık fularlar...

 

* İnci kolye ve küpe...

 

Eveet… işte bir gardrobta kesinlikle olması gereken parçaları öğrendiniz. Gerisi ise çeşni ve size özel tarzı oturtmanızı sağlayan aksesuarlardır. Yani bu klasik parçaları size özel parçalarla kombinler ve kendi tarzınızı yaratırsınız. Ve gardrob önünde onlarca giysi arasında “ne giyeceğim” sendromu yaşamazsınız. Artık akıllı alıflverifl zamanı.. Daha fazla beklemeden eksiklerinizi tamamlayın. Önceliği yukarıdaki listeye verin, kesinlikle pişman olmazsınız.

netten alıntıdır

 

ben okudum şimdi eve gidip gardrobuma bakacağım siz de bir bakın isterseniz:)

27/4/2007

göz makyajı ve sağlık

Göz makyajı yaparken...

 

Acıbadem Göz Merkezi'nden Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Banu Coşar,

 makyaj malzemelerinin göz sağlığımızı nasıl etkilediğini ve göz sağlığımız

açısından ürün seçerken nelere dikkat etmemiz gerektiğini anlattı.

Makyajsız bir hayat düşünemiyoruz. Gözler ise yüz makyajında önemli bir yer tutuyor.
Göz çevresindeki cildin diğer cilt bölgelerinden farklı, ince bir yapısı var.
Göz çevresinde kullanılan bütün ürünler sadece göz çevresindeki cilt için değil,
göze kaçma ihtimali yüzünden, göz için de güvenlik standartlarını sağlamalı.
Pek çok göz kozmetiğinin üzerinde “hipoalerjenik”, “göz doktoru onaylı”,
“dermatolog” onaylı gibi ifadeler yer alır. Ürün seçerken sadece bu ifadeleri
dikkate almak yerine, güvenilirliği ile tanınan ve gerekli klinik çalışmaları yürüttüğü
bilinen bir markayı tercih etmelisiniz. Gözlerimiz için kullandığımız kozmetik ürünler
hepimizin bildiği gibi göz farları, göz kalemleri, kapatıcılar, maskara ve eyeliner’dır.
 Bu ürünlere bağlı olarak alerji problemleri yaşayabileceğimiz gibi, gözlerimizin
mikrop kapmasına bağlı problemler de yaşayabiliriz.

Göz alerjileri

Göz ürünlerine bağlı alerjik durumlar 2 tiptir: “Alerjik konjonktivit” ve “kontakt dermatit”.
Alerjik konjonktivit gözlerde kaşıntı, kızarma, yaşarma ve şişme ile kendini belli eder.
Kontakt dermatitte, göz kapaklarında şişme, ciltte pullanma ve kızarma söz konusudur.
 Kontakt dermatite bağlı geçici kirpik dökülmeleri de izlenebilir. Bu alerjik problemler,
göz için kullandığımız her çeşit makyaj ürünüyle olabilir. Gözlerimizin mikrop kapması ise
 en çok “bakteriyel konjonktivit” tarzında kendini belli eder. Bakteriyel konjonktivitte
gözlerimiz kızarır, çapaklanır, batma - yanma gibi şikayetlerimiz olur.
Sağlıklı seçimler yapın

Mikroplar, maskara ve eyeliner’in sıvı ortamında, farlara kıyasla daha sık ürer.
O yüzden üç ayda bir maskaranızı yenilemeniz en sağlıklısı. Sıvı eyeliner’dansa,
kalem formunda olanları tercih edebilirsiniz. Ayrıca başkalarıyla maskaranızı veya
eyeliner’ınızı paylaşmayın. Maskara ve eyeliner’lar göz kapaklarının altında kalıcı
boyamalara yol açabilirler. Bu yaygın ama önemsiz bir durumdur. Makyaj yaparken
bazen kazalar da yaşarız. Örneğin maskara fırçasını yanlışlıkla gözümüze
değdirdiğimiz olmuştur. Bu kaza gözümüzün korneasında (renkli kısmın önündeki
saydam tabaka) bir çiziğe yol açabilir. Bu çizik çoğunlukla 24 saat içinde hiç bir
kalıcı iz bırakmadan iyileşir ama nadiren ciddi kornea enfeksiyonlarına da yol açabilir.
Böyle bir kaza yaşarsanız, göz doktorunuza başvurun. Ürün seçerken, bu konuları
aklımızda bulundurursak, göz sağlığımız konusunda daha özenli davranmış oluruz.

Nasıl ürünler seçmeli?

Doç. Dr. Banu Coşar sağlıklı bir göz makyajı için öneriler veriyor.

• Krem veya losyon şeklindeki ürünler yerine toz farları tercih edin.

• Suya dayanıklı değil, suyla çıkabilen ürünleri tercih edin.

• Eskimiş ürünlerinizi atın, kullanmayın.

• Eyeliner ve maskaralarınızı siyah renkte seçin.

• İçinde 10’dan fazla bileşen içermeyen ürünleri tercih edin.

• Maskarayı kirpik diplerinize kadar getirmeden sürün.

• Göz farlarından yeşil, mavi, mor renklerde olanların, toprak• krem tonlarına
göre daha fazla alerjik reaksiyona sebep olduğunu aklınızda tutun.
Ayrıca pırıltılı farlar, mat olanlara göre daha fazla alerjik reaksiyona yol açar.

20/4/2007

güneş gözlüğü seçimi

"Güneş Gözlüğü Alırken.."

Serin bahar günlerinden kavurucu sıcaklara

 geçiş hızlı olacak gibi gözüküyor.

Güneşli havalarda en çok ihtiyaç duyacağınız

aksesuar ise,şık bir güneş gözlüğü olsa gerek..


Güneşin ultraviyole (UV) ışınlarına uzun süre çıplak gözle bakmak,

retinanın tahriş olmasına ve katarakt gibi göz problemlerine yol açabiliyor.

Bu yüzden uzmanlar, güneşli havalarda zararlı

ışınlardan korunmak için mutlaka güneş gözlüğü

 kullanmayı öneriyor. Çünkü uzmanlara göre,

 özellikle ozon tabakasının delinmesiyle birlikte

güneş gözlüğünün kullanımı zorunlu hale geldi.

Güneş ışınlarına karşı koruma filtresi olmayan

güneş gözlükler tehlike arz ediyor. İşportadan

alınan güneş gözlükleri, göz bebeğinin daha

 fazla genişlemesine neden oluyor ve göze

ulaşan UV miktarı artıyor. Böylece fayda

yerine zarar veriyor. Sema Hastanesi Göz

Hastalıkları Uzmanı Dr. Aydın Yıldırım,

güneş gözlüğü satın alırken dikkat edilmesi gerekenleri sıraladı;

  • Gözlüğün modelinden çok işlevi ön planda olmalı, ultraviyole

 korumalı bir güneş gözlüğü kullanılmalıdır.
 

  • Geniş camlı, yüze iyi oturan ve göze yakın yerleşen gözlükler

en iyi korumayı sağlar. Yanları siperli gözlükler çevresel ışınlara karşı

 

 koruma da sağlar.
 

  • Öncellikle, gözlüğü taktığınızda gözünüz bulanmamalı.

Eğer bulanıyorsa camın kalitesiz olduğu kesindir.
 

  • Cam rengi her yerinde aynı olmalıdır. Bazı yerleri koyu, bazı yerleri açıksa,

o gözlüğü satın almayın. Bir rengin en koyusundan açığına doğru giden

renk spektrumu söz konusu ise durum değişir. Bu türü tercih ettiyseniz,

cam renginin üstte koyu, altta açık olmasına dikkat edin.
 

  • Güneş gözlüklerinin üzerinde, mor ötesi ışınları kestiğine dair

bir tescilin olması gerekir. Sağlık Bakanlığı, tüm güneş gözlükleri

için sertifika mecburiyeti getirmiştir. Satın alırken gözlüğün

sertifikasını mutlaka isteyin.
 

  • Numaralı gözlük kullananlar, güneş gözlüğü almadan

önce mutlaka göz hekimlerine danışmalıdır.
 

  • Bazı kontak lenslerde UV koruması bulunsa da üzerine

 güneş gözlüğü takmak daha da faydalıdır.

Güneş ışınlarının gözlerde katarakt oluşumu gibi birçok zararlı

 etkisi bulunuyor. 5 yaş üzerindeki çocuklar dahil herkesin güneş

gözlüğü takması öneriliyor.

11/4/2007

menapoz

Menopoz nedir

Menopoz kadın hormonu olan östrojen ve progesteronun seviyesi düştüğü ve vücudunuz yumurta üretmeyi durdurduğu zaman meydana gelir. Aybaşı temelli kesilir ve hamile kalmak için zamanınız kalmamış olabilir. Ne umduğunuzu bilmiyorsanız sizi fiziksel ve duygusal anlamda müthiş bir zorluğun beklediğini unutmayın.

Ne zaman meydana gelir?

Menopozun ortaya çıkacağı zaman önceden tahmin edilememektedir. Genellikle, 45 ila 55 yaşları arasında rastlanacağı düşünülmekte ancak bazı kadınlarda 35 gibi daha erken bir yaşta yada 60 gibi daha ileriki bir yaşta başlayabildiği gözlenmiştir. Bu, olağandışı bir şekilde erken menapoz olmanız (36 yaşından önce kimi zaman da 18 gibi çok genç bir yaşta) dışında sizin anormal bir durumda olduğunuz anlamına gelmez.

Östrojen seviyesindeki artıştan evvel, kalp rahatsızlığı ve kemiklerde zayıflama riski artar. Menapoz erken başlarsa yada aile bu rahatsızlıklarla ilgili büyük bir risk taşıyorsa Doktorunuza görünmeniz gerekir. Buna karşın bir kemik yoğunluğu taraması yaptırın ya da mammogram yardımcı olacaktır. Genellikle, menopozun başlayacağına dair bazı belirtiler ortaya çıkar. Aydönümleri gitgide gecikir, azalabilir ve bir önceki kadar uzun sürmez. Alternatif olarak, bazı bayanlar kısa aralıklarla ağır kanamalar geçirir. Bazen, aybaşı hiçbir uyarıda bulunmadan kesilir.

Fiziksel Belirtiler

Östrojen ve progesteronun salınma miktarındaki azalma aybaşından kesilmeden birkaç yıl önce başlar ve rahatsızlık verici bazı fiziksel belirtilerin ortaya çıkmasına neden olur:

• Hararetlenme. Birçok kadında bu durum farklı şiddetlerde yaşanır. Fakat hepsi için ortak olan nokta, bir dakika boyunca yüksek sıcaklığa maruz kalma -bu da sizin evdeki tüm pencereleri açmayı istemeniz için yeterlidir- ve titreme hissidir. Ortalama olarak, hararetlenme günde dört ya da beş kez ve genellikle beş dakika arayla meydana gelir. Bazı kadınlar aynı zamanda ciltte karıncalanma hissi ortaya çıkar.

• Gece terleme. Bunlar gece meydana gelen yüksek ateşlerdir. Eğer şiddetliyse, yatağınızı sırılsıklam edebilir, sizin ve partnerinizin uyku rahatını bozabilir.

• Düzensiz, yetersiz ve ağır aybaşları. Bu, yaklaşan menopoz için ortak bir belirtidir, fakat daha da kötüsü menopoz dışındaki bazı durumların (örneğin, polip ya da tümörler) neden olduğu düzensiz ve ağır kanamalardır. Bu nedenle kontrol edilmek iyi bir fikirdir.

• Kuru ya da kaşıntılı cilt. Yaşımız gereği, cildimiz yaşlanmaya başlar ve oksijensiz kalan cilt için nemi hapsetmek zorlaşır.

• Ağrı ve acılar. Düşük seviyedeki östrojen baş ağrıları ve acıların artmasına neden olabilir. Bunlar eklem ve kas ağrılarından sırt ya da baş ağrılarına kadar çeşitlenebilir.

• Kansızlık. Buna düşük seviyedeki östrojen neden olur, fakat uyku rahatınızı bozacağı gibi gece terlemeleri ile de şiddetlenebilir. Sıkıntı yada depresyonda birer faktör sayılabilir.

• Yorgunluk ve uyuşukluk. Gece terlemelerinden dolayı uykuda meydana gelen eksiklik gün boyunca kendinizi yorgun hissetmenize neden olur.

• Mesane problemleri. Bunlarda sistite yada diğer mesane enfeksiyonlarına ve idrar tutamama stresine dair aşırı hassasiyet söz konusudur. İdrar tutamama stresine pelvis boşluğundaki kas ve doku elastikliği kaybı neden olur. Pelvis taban egzersizleri yardımcı olabilir. Bazı kadınların aynı zamanda mesane kapasitesi azalır.

• Vajina esnekliğinin kaybı. Vajinal çeperin incelmesi, kuruması ve elastikliğini kaybetmesi sebebiyle ilişki rahatsız edici yada acı verici hale gelebilir. Su sistemli yağ sağlayıcı bir madde yardımcı olabilir, acı şiddetli ve sürekli ise tıbbi yardım alınması tavsiye edilir. Baş dönmesi, ayak bileğinde şişlik ve çarpıntı gibi diğer belirtiler de söz konusudur fakat sık rastlanmaz.

Duygusal belirtiler

Bazı kadınlar Menapoz doğru hiçbir Duygusal değişime uğramadan, gururla hareket ederken diğerleri menopozla baş etme konusunda psikolojik sorunlar yaşayabilir.

Ruh halindeki sapmalar her an ağlamaya hazır olmaktan, asabilik ve depresyona kadar farklı şekillerde ortaya çıkmaktadır. Depresyonun menopozdan hemen önceki yıllarda kendini göstermesi, özellikle geçmişte PMS (premenstrual sendrom) yaşadıysanız muhtemeldir.

Hormonlarınız hayatınızı acınacak hale getirebilir, fakat östrojen yetersizliği kendinizi aşırı duygusal hissetmenize sebep olmaz. Depresyon östrojen seviyesindeki düşüklüğe, 40–50 yaşlarında bazı kadınların yüzlerinde meydana gelen değişikliklere, iş yada evliliğin oluşturduğu baskıya, hasta yada ihtiyar ebeveynlere bakma sorumluluğu taşımaya, çocuklarla ilgili problemlere ve yaşlanma neticesinde değişen görüntüyle baş etmeye çalışmaya bağlansa da her zaman kesin değildir.

Duygusal belirtilerin içeriği:

• Panik ataklar. Kendinizi çoğunlukla huzursuz hissetmeniz çarpıntı, nefes darlığı yada baş dönmesi gibi panik atak belirtilerine öncülük edebilir.

• Zayıf hafıza ve yoğunlaşma. Östrojen beyinde sinir hücrelerinin yaşamsal işlevinde rol oynadığı için miktarındaki azalma konsantrasyonda belli belirsiz düşmeye neden olur.

• Sekse karşı isteğin azalması. Bazı kadınlar menopoz süresince ya da menopozdan sonra seksten uzaklaşırlar. Buna kadın hormonlarının seviyesindeki düşüş, yorgunluk, acı ya da rahatsızlıkla sonuçlanan vajinal kuruluk neden olabilir. Ancak, sebepler daima fiziksel değildir. Bazı kadınlar menopoz süresince karşılaştıkları değişikliklerin kendilerini nasıl hissettiklerini etkileyebileceğini düşünür. Eğer uzun süreli bir ilişkide yanlış anlaşılmalar varsa, şuan öne çıkabilir. Menapoz tetikleyici olabilir fakat cinsel dürtünüzü yitirmenizin nedeni olamaz. Partnerinizle bunlar hakkında konuşmaya çalışın.

Diğer taraftan, bazı kadınlar seksi menopozdan sonra daha eğlenceli bulurlar. Hamile kalma endişesi içerisinde olmamanın getirdiği özgürlük, engelleri ortadan kaldırmanıza, doğal olmanıza ve seksüel sabrınızın artmasına yardımcı olabilir. Bazı çiftler için yeni bir başlangıç olabilir.

tnn.net ten alıntıdır


Kategorilerim

Tak Takistir Haziran 2007 Etkinliği Image Hosted by ImageShack.us

Bağlantılarım

Blogcu ile yapıldı